Su, geçirgen, tatsız, kokusuz ve neredeyse renksiz kimyasal bileşiktir.

Dünyanın denizleri, gölleri ve nehirlerini ve aynı zamanda çoğu hayvanın vücudunun büyük kısmını oluşturur. Normal şartlarda su kelimesi oda koşullarında bulunan H2O moleküllerinin sıvı haline hitaben kullanılır, ama bazen katı hali “buz” ve gaz hali “buhar” için de su kelimesi kullanılır.

Dünyanın %71’i su ile kaplıdır. Üst katman suyunun %96’sı deniz ve göllerde, &1.7’si yer altı sularında, %1.7’si büyük buz kütleleri halinde, çok küçük bir bölümü diğer büyük su kaynaklarında ve %0.1’i buhar halinde bulutlarda bulunur. Bu suyun sadece %2.5’i temiz sudur ve bu temiz suyun %98.8’i buz halindedir. Bununla beraber tüm temiz suyun %0.003’ü de canlı vücutlarındadır.

Dünya üzerindeki su sürekli olarak su döngüsü yardımı ile hareket etmektedir. Güvenli içme suyu, hiçbir besin değerine sahip olmasa da bütün canlıların yaşaması için şarttır. Dünya ekonomisine de büyük katkıları vardır. Kullanılan temiz suyun %70’i tarıma gitmektedir. Tatlı ve tuzlu su balıkçılığı da dünyanın birçok yerinde önemli bir besin kaynağıdır.

Birçok canlının habitatıdır. Denizlerde yaşayan 230.000 kayıtlı canlı çeşidi ve tahminen daha keşfedilmemiş 2 milyon canlı çeşidi vardır.  Bu canlıların arasında memeliler, solucanlar, süngerler, bitkiler, mantarlar, bakteriler birkaçı olmak üzere farklı türler bulunur.

Suyun farklı amaçları arasında turizm, temizlik, avlanma gibi etkinlikler bulunur. Deniz turizmi Türkiye’nin de önemli bir gelir kaynağıdır. Farklı denizlerin farklı tuzluluk oranları farklı canlılara ve farklı etkinliklere olanak vermelerini sağlar. Bununla beraber denizin bulunduğu yer sahilini oluşturan taşları da belirler. Örneğin Baltık Denizi’nin kıyılarında kehribar toplamak mümkündür. Baltık Denizi’nin tuzluluk oranı %0.7 olsa da ortalama denizin %3.5’i tuzdur. Kızıl Deniz %4 ile ortalamanın üstünde bir tuzluluğa sahiptir. Aşırı yüksek tuzluluğu ile bilinen Israil’e kıyısı olan Ölü Deniz %30-%40 tuzluluk oranına sahiptir, ancak deniz değil tuz gölü sayılmaktadır.

Dünyanın 2025’e kadar ciddi su kıtlıkları çekebileceği ön görülüyor. Su kıtlığının sebebi ise suyun az oluşu değil, iklim değişikliği sebebiyle eşit dağıtılmamış oluşu. Şu anda dünyada 885 milyon kişi için güvenli içme suyuna erişim kısıtlıdır. 2.25 milyar insan için uygun temizlik şartlarına erişim kısıtlı. Dünya çapında beş yaş altı çocuklarda ölümün en büyük sebebi kirli sudan doğal hastalıklar. Sudan doğan hastalıkların %88’i pis içme suyundan ortaya çıkmaktadır.

Ve su kıtlığı sadece 3. dünyanın karşılaştığı bir sorun değil. Geçmişte ve günümüzde Çin, Los Angeles ve hatta İstanbul su stresi altındadır. Uzmanlara göre 2030’da İstanbul ve benzeri büyük şehirlerde sorun su kıtlığına kadar gidebilecektir.

Su, hepimizin ihtiyaç duyduğu bir kaynak, ve hepimizin hep kesin bir şey olarak gördüğü bir kaynak. Ama büyük ihtimal suya karşı nankörlüğümüzün cezasını gelecek yüz yıl içerisinde alacağız.

5
like
0
love
0
haha
0
wow
1
sad
0
angry

6
Kimler Neler Demiş?

6 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
6 Yorum yazarları
The QreyoMuhammet YiğitdalcBir Başak KadınıSinan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
The Qreyo
Yazar

Su hayatımızın en önemli parçası. Bu konuda daha dikkatli ve farkındalıklı yaşamamız gerekir. Bu tarz yazıların yazılması çok önemli. Kaleminize sağlık

Muhammet Yiğit
Üye

Çok güzel Yazı Olmuş Eline Sağlık

dalc
Yazar

su kaynaklarımızı idareli kullanmalıyız yoksa ileride çok sıkıntı çekebiliriz

Bir Başak Kadını
Üye

Su mucizevi bir element. Susuz yaşam mümkün değil. Hayvan, bitki, insan istisnasız her canlının suya ihtiyacı var. Yakında petrol yerine su savaşları başlaması kaçınılmaz.

Sinan
Yazar

Petrol, doğal gaz falan yalan olacak, 2030’dan sonra en kıymetli şey su olabilir.