“Yine uykusuz, manasız bir gecenin köründeyim. Yine ne yapacağım hakkında bir fikrim yok. Çok gariban hissediyom kendimi. Yani ne bileyim. Sanki hep itilmiş kakılmış biri gibi. Çok sıkılıyorum şu an. Masamda duran sigara paketine ulaşmaya üşeniyorum. Acaba şu an bir sigara içsem tadı nasıl gelecek? ” 03:15

“Sigaram kalmamış. Galiba uyumaya zorlamam gerekiyo bedenimi. Ama korkuyorum. Çok sıkıldım. Sevgiden çok mahrum kaldım. Uyumak istemiyorum bu halde. Çok huzursuzum. Umutsuzum. Niye böyle? Aklıma yine .. Neyse boşver. O konuyu açmaktan bile sıkıldım. Artık kendi kendime bile dert yanamıyorum. Ayrıca sigaram kalmadı ve yarın erkenden okula gidicem. Hiç sevmiyorum şu geceleri. Çok sevgisiz geçiyo şu geceler. Soğuk ve yalnız oluyorum” 03:18

Küçükken garip bir isteğim vardı. Sevdiğim insanla beraber uzayda tek başıma kalmak. O ıssız soğuk ve sonsuz boşlukta sadece ikimizin öylece süzülmesi.

Ama sonraları öğrendim ki uzay boşluğunda uzay giysisi olmadan bulunursam hücrelerim vakumlanacak, güneş ışınları beni kızartacak ve aynı zamanda donacaktım.

Hayallerim hep ütopik olduğu için gerçekleştirme imkanı neredeyse hiç olmuyordu.

Hayallerim hep dış dünyaların gerçeklerinden bağımsızdı. Her zaman imkansızı istedim. İmkansıza aşık oldum.

Biyoloji hocam bize aşkın sadece bir üreme dürtüsü olduğunu, bundan dolayı aşkın uğruna üzülesi bir şey olmadığını sadece beynimizde reaksiyona uğrayan kimyasal bir tepkime olduğunu söylemişti. Haklıydı. Üzülmemem gerekirdi. Ama hocam benim henüz 19 yaşında biri olduğumu hesaba katmamıştı. O da herkes gibi empati yapmadan sadece bildiğini okuyordu.

Tıpkı O’nun gibi. O da bana hep üzülmemem gerektiğini söylerdi. Empati yapmadan. Sürekli beni tanıdığını ve kendi hayatındaki en önemli kişinin ben olduğumu söylerdi. Yalan söylediğini biliyordum. Her zaman biliyordum. Gitmeden önce de, gittikten sonra da. Benim hakkımda en ufak bir fikri bile yoktu. Ayrıca hayatındaki en önemli şey ben değildim onun için. Bunu da gayet iyi biliyordum. Ama yine de öylece anlattığı zırvaları dinleyerek az da olsa mutlu oldum.

Kendisi o zamanlar 17 yaşındaydı. Ben de 17 yaşımdaydım. 17 yaşındaki bir kıza göre çok zeki gözüküyordu. Ama zerre kadar zeki olmadığının farkındaydım. Beyni özenti fikirlerden başka bir şeyle dolu değildi. Ama yine de zeki olduğuna inandım ve öylece ona samimiyetsiz iltifatlar ettim. Çünkü biliyordum ki o hiçbir zaman benim değildi. Hiçbir zaman benim olmayacaktı.

Fakat tüm bunlara rağmen neden hala üzüldüğümün farkında değilim. Ayrıca büyük bir bunalım ve yalnızlık da beni sarmalamış durumda. Samimiyetsiz dostlarımın lafları da beni teselli etmiyor. Hepsinin sadece çıkar için dostum olduğunun farkındayım.

Beni çıkarsız ve sebepsiz seven bir tek annem vardı. Ama o da yalnızca onun oğlu olduğum için beni seviyordu. Onun oğlu olmasaydım beni sevmeyecekti bile. Bir nevi zorunluluktan dolayı.

Kafamın içindekileri dinlemekten nefret ediyorum. Gariptir ki beynim her gün derinleşen bir çukur gibi ve anılarla dolu. Ve ben her gün bir güç tarafından o çukura itiliyorum. İçimde nefret ettiğim bir gerizekalı barındırıyorum. Bir tane de gurur duyulabilecek bir deha. İkisi de benim.

İşin en ilginci ise insanları bu kadar yargılamama rağmen ben de aynı şeyi yapıyordum.

Bu yüzden dünyadan nefret ediyordum. İyi bir insan olsam bile beni kötü biri olmaya zorluyordu. Çocukken kurduğum hayalin nedeni buydu. Dünyadan uzaklaşmak istiyordum. Yada tamamen yok olmasını.

“Sadece artık derin bir nefes alayım istiyorum çok ama çok büyük bir bunalımdayım hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Ölmek istiyorum ve yok olmak..ruhumun zerresi kalmasın istiyorum.Uzayın boşluğunda kaybolayım istiyorum. Zihnimde hiçbir veri kalmasın her şeyi unutmak ve büyük bir yok oluşla sessizce gitmek istiyorum bu diyardan. Dünyadan ve yaşam ihtimali olabilecek her gezegenden nefret ediyorum. Evrenin büyük patlamanın tam tersi şekilde küçülüp bir zerrecik haline gelip yok olmasını istiyorum. Zaman ve mekan kavramından soyutlaşmak ve uzaklaşmak istiyorum. Hiç bir ihtimalin var olmadığı hiçbir şeyin gerçek olmadığı karanlık kimsesiz çukurlarda tüm insanlığın yok oluşunu gözlerimle görmek istiyorum. ”

23
like
7
love
0
haha
0
wow
1
sad
0
angry
22 Yorum konuları
2 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
23 Yorum yazarları
huseyinhalilBuğra Mert AtaşEmre EryiğitErenOğuz Keskin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
sila
Yazar

Biz hep o gurur duyulan dehayı görüyoruz buralarda, dilerim görmeye de devam ederiz.

Çalı Kuşu
Yazar

İçsel yolculukların sonu hep mi hüsran demeye varmıyor nedense d(î)lim. Nedense geçmişte kaleme alınmış bir yazı olduğunu hissettim

Buğra Mert Ataş
Üye

harika bir yazı .

Emre Eryiğit
Üye

Reha Karakaya
Doğal antibiyotik.Yemeklerde tüketebiliyorum ancak çiğ olarak yiyemiyorum.

Hüseyin Çetin
Üye

Üzme kendini 17 yaşındaki çoğu kız öyledir.Ayrıca yanlış bir düşünce anneler sadece çocukları olduğu için sevmezler çocuklarını bir içgüdüdür.Boraz keyfini çıkarmayı bilmiyormuşsun gibi.