Kendi arasında oldukça konuşkan olan toplumun kendi içerisinde suskun olması durumu sıkça karşılaştığım, bir dönem de yaşadığım bir durumdur. Kendi içerisinde suskun olmak derken kendisi için suskun olmak demek istiyorum. Herkes hakkında bir takım bilgisi olan ama kendisi hakkında tek bilinenin o anlattığı insanlar gibi olmadığı sanılan insanlar. Halbuki insan birini, bir şeyi ağzına sakız edip kötülüyorsa ki buna halk arasında dedikodu denir, genellikle o kötülenen şey kötüleyende de vardır ve bir nevi karşısındaki toplumun tepkisini ölçmek için önce başkalarının yaşantısından örnekler. Buna da halk arasında “ben bilmem öyle şeyleri de bir arkadaşımın arkadaşı anlattı” denir.

İnsan toplumunun bir kesimi yaşam çevresi sebebiyle yaptığı her şeyi ayıp ve bilinirse şiddetle kınanacağını düşünür. Bu özellikle genç kadınlar arasında yaşanır. Çevresinde öpüşmeyi geçtim elin ele değmesi bile bir kadının namusunun ayaklar altında olduğunu düşündürür. Kimi toplumlarda ise tabiri caiz ise vermeyeni döverler. Genç yaşlarında aşka düştüğünü hisseden, gaz çıkarsa kelebekler uçuşan bir kadın hayal edin. Yarinin elinden tutmuş, dudaklarını dudaklarına dokundurmuş. Fakat ailesine anlatsa belki de döverek öldürecekler. Bu yüzden saklamayı seçer genç yürek. Dikkat çekilmesi gereken nokta şudur ki genelde böyle tutucu ailelerin anneleri, kendilerine yakın hissettiği diğer annelerle buluştuğunda tüm yatak odası fantezilerinden bahseder. Bu da toplumun çelişki noktası olsun. Ama kırmızı noktası.

 

8
like
3
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
10 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
10 Yorum yazarları
Nasibe AvcıBekir AkgülKasim ekimSamet AkbulutSahra Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Nasibe Avcı
Üye

Aynen öyle hem çelişki hem kırmızı nokta

Bekir Akgül
Üye

nokta koydun mu biter

Kasim ekim
Üye

oldukca güzel bir yazı ve kendi arasında suskun tolplum cümlesi güzel bir seçim olmuş dogru bir yazı

Samet Akbulut
Üye

Doğru bir yazı ile klavyeye alınmış 🙂

Sahra
Üye

Güzel bir yazı