Jack sırt çantasını çıkartarak berrak suya yakından bakmak için eğildi, loş gün ışığı ile suda aksini görebiliyor, tavandan düşen su damlaları , göl yüzeyinde dalgalar oluşturuyor, damla sesleri insanın adeta transa girmesini sağlıyordu.

Jack; Mağara zemininden yükselen ayak sesine benzer bir ses duydu, karşıdan geliyordu sanki. Loş ışıkta, iki ayak üzerinde yürüyen uzun boylu birinin ya da bir şeyin hırıltılar çıkartarak kendisine yaklaştığını fark etti, eğildiği yerden kalktı, sırt çantasını koluna astı, korku ve şaşkınlıkla sesin geldiği yere yöneldi. Telaşla feneri arıyordu…

“Hey kim var orada” diye seslendi. “Silahım var kimsin sen” diye ekledi, sesindeki tedirginlik ve endişeden bir aptal bile Jack’in blöf yaptığını anlaya bilirdi.

Sorulara yanıt vermeden hırıltılarla, uzun boylu karanlık içerisindeki siluet Jack’e yaklaşıyordu, her adımında adeta ayağının altında domates ezilmesine benzer sesler çıkıyordu. Jack feneri bularak sesin geldiği yere yönetti. Fener ışığı belli belirsiz titremeye, kısa devre yapıyormuş gibi cızırtılı sesler çıkartmaya başladı. Jack soğuk soğuk terliyor, eğer gelen bir ayı, yırtıcı bir hayvan ise çıkabileceği yüksek bir yer ya da geldiği yolu kestirmeye çalışıyordu. Fener ışığını sesin geldiği yere yöneltti, ışık uzun boylu silüete çevrildiğinde, siluet kulakları sağır edici bir gürültü ile bağırdı.

Boş ormanda, mağaradan yükselen ses dalga dalga yayıldı, tüm kuşlar ses nedeniyle çığlıklarla uçuşmaya başladı… Jack; Fenerin belli belirsiz titremesinden, siluetin ne olduğunu göremeden ses etkisiyle, korkarak var gücüyle geldiği mağara deliğine doğru koşmaya başladı.

Otel görevlisi duyulan ses etkisiyle uyukladığı masada olduğu yerde sıçradı…

Jack in Geldiği yerde bir delik değil üç adet delik görünüyordu, manzaranın güzelliğine dalıp nereden geldiğini işaretlemeden, kontrol etmeden düşüncesiz bir davranışla göl kenarına kadar gelmişti, hangisinden geldiğini önemsemeden birine girerek mağara duvarlarından tutunarak kaçmaya devam etti.

Ses o kadar yüksekti ki kasaba meydanından bile işitildi. Kasabalılar ormandan bir bulut gibi yükselip gelen kuş sürüsünün geçişini izledi…

Jack; O şey her neyse arkasından gelip gelmediğini önemsemiyor sadece koşuyordu. Fener halen belli belirsiz titreyerek ortamı tam anlamıyla aydınlatamıyordu, biraz daha koştuktan sonra fener ışığı düzelmeye, çıkarttı sesler azalmaya başladı.

Mağara girişinden bir kurşun gibi , homurtular eşliğinde bir çift ayı ormana doğru koşarak uzaklaştı…

Jack in dalağı şişmiş artık koşamayacak duruma gelerek, kendini yere bıraktı. Boş mağara duvarlarında yankılanan bir ses duymaya çalıştı, kalp atışının kulak zarında yaptığı basınç dışında başka bir ses yoktu. O her neyse peşini bırakmış olmalıydı. Biraz soluklandıktan sonra Jack ayağa kalkarak etrafına bakındı, daha geniş duvarları olan farklı bir yola girmişti, aşağı doğru eğimliydi ve yerden sızarak ilerleyen ince bir su birikintisi görünmekteydi.. Kesin emindi burası geldiği yer değildi…

https://my.w.tt/B7OMDOIu1R

7
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
6 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
6 Yorum yazarları
ecrin çakarTriskacocuÇalı Kuşuyellowredturuncumavi Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
ecrin çakar
Üye

süper olmuş ellerine sağlık

Triskacocu
Yazar

Betimlemeleri çok güzel yapmışsın

Çalı Kuşu
Yazar

Sürükleyici bir bölümdü yine,canlandırmak hiç zor olmuyor ayrıca.

yellowred
Yazar

İster istemez devamını merak ediyor insan.

turuncumavi
Üye

Harika tebrikler Devamını dört gözle bekliyorum