William: “Bu Sebastian denen adam bence Sebatian değil. Yani bence takma bir ad kullanıyor. Rick bana daha önce malının birkaç kere çalındığını söyledi. Ben de adamı aptal biri sanmıştım. Zaten çevresindeki bütün elemanlar -enselerinde biriken et yığınlarından da belli- salak elemanlar. Güçlü olmak zekadan feragat edilmesini sağlıyor herhalde. Tanrının adaletli olduğunu söyleyenler de bu yoksunluktan payını almış olmalı. Ancak çok belalı bir adam olduğunu kesinlikle biliyorum. Bunu hiçbir zaman aklımdan çıkarmadım. Brighton’da ne zaman bir köşede ceset görsem gözleri mosmor esrarkeşler ve yeni yetme uyuşturucu satıcıları oluyor. Bunları Sebastian denen adamın öldürdüğünden eminim. Rick… Ah Rick… Eski dostum. Onu çok seviyordum ama zerre üzülmüyorum ölümüne. Ben sadece uyuşturucuya üzülüyorum.”

Jacob “Rick kendini öldürdü. Bunu neden yaptı bilmiyorum ama nasıl yaptığını ikimiz de biliyoruz”

William “Belki de kalın enseli o adamların kendisini bulacağını biliyordu. Bu şekilde kurtulmak istedi”

Jacob “Kurtulduğunu kim söyledi? Adam öldü moruk. Kurtulmuş sayılmaz”

William “Ölmek de bir kurtulma biçimidir bence. Bu hayatta işe yaramaz bir Junky* olmaktansa tek ve daimi sevgilisi uyuşturucunun kollarında öldü işte”

Jacob “Aptal bir serseriydi zaten”

William “Evet haklısın sanırım”

Jacob “Kırk beş gram mal çalmıştınız ya. Rick’i öldürmesi için yarsını koklaması yeterli. Peki ya kalan mal nerede?”

Hass*ktir. Kırk beş gram mal çaldığımızı ben, Rick ve peşimizdeki adamlar dışında kimse bilmiyordu. Jacob nereden biliyordu? Uyuşyurucu dünyasında dedikoduların hızla yayılması çalıntı mallar ve miktarları için geçerli değildir.

Gözlerimi kıstım ve şüphelerimi gizlemek için bir cevap ararken Jacob tam karşımda ayağa dikildi. Elini kemerinin altına kadar soktu  ve küçük bir postacı tabancası çıkardı. Ağırbaşlı mafya adamlarının kullanacağı türden bir tabancaydı.

“Seni aşağılık ! Sebastian denen adamın kim olduğunu sanıyordun ha? Ulan aptal herif size yıllarca iş verdim. Üç kuruş para kazanmak için deponun kapısına gelip ağladığınızda peşinize tüm Brighton polis teşkilatını takmıştınız. Hepsine parasını ödemek ve soruşturmayı kapatmak için ne kadar uğraştım biliyor musun?! Beni hiç tanımadığınız, görmediğiniz halde sizi hep korudum, kolladım. Neden bana yamuk yaptınız? Neden ulan neden?”

“Sebasti… Yani şey Jacob, yemin ederim benim fikrim değildi. Depoya geldiğimizde ben daha paraları teslim etmeden Rick çoktan cebine atmıştı paketleri. Sadece beş gram koparabildim Rick’ten. Dün akşam biraz çektim. Kalan mal dolabın üstündeki metal kutunun içinde. Yalvarırım sana, beni öldürme. Hiç param da yok. Yıllardır Brighton’un banliyölerinde apartmanların çatı katlarında kaçak yaşayarak sürdürüyorum bu boktan hayatı. Yalvarırım beni öldürme.”

“Seni aşağılık pislik! Bin pound için kılımı kıpırdatmam. G*tümü siliyorum ben o parayla. Zaten en boktan malı çalmışsınız. O küçücük beyninle hiç düşündün mü kırk beş gram mal sadece bin pound mu eder diye? Bana yamuk yaptınız serseri herifler. Senin gibi kaç tane eleman bu namlunun altında ölmeyi hak etti biliyor musun? Sıfır! Hiç kimse bu namludan çıkacak sıcak kurşunun kavuşturacağı cehennem ateşine varmadı. O yollarda gördüğün serserilerin hepsini o kalın enseli herifler öldürdü. Beş para etmez keşlere elimi bile sürmem ben. Ancak sen özel bir parçasın. Sen nadide bir esersin. Sen benim güvenimi, dostluğumu kazanmış aşağılık bir serserisin. Kendini bana inandırdığın için ölmeyi değil sonsuza kadar köpek gibi yaşamayı hak ediyorsun. Bu şehirde artık yerin yok. Yolda yürürken trans esrarkeşler bile senin nasıl bir or*spu çocuğu olduğunu bilecek.”

Jacob kapıyı sertçe kapatıp gitti. Yüzümden terler boşanıyor. Kulaklarımdan gözlerime kadar varan ateş beynimi yakıyordu. Dizlerim birbirine çarparak titriyordu. Balkon kapısından giren yağmurun üzerinde ayağa kalkmak isterken kayarak düşüyor, tekrar toparlanana kadar yüzünle yerlerde sürünüyordum. Yatağa zar zor girdim ve titreyen ellerim, makine gibi çalışan kalbimle yorganı üzerime çekerek bu sefil hayatı bir an için daha fazla yaşayacağımdan gereksiz bir mutluluk duygusuyla uykuya daldım.

Ertesi sabah kapı zangır zangır çalıyordu. Adeta kırılacak gibiydi. Yavaş ve sakin adımlarla kapıyı açtım

Rick koşar adımlarla içeri girdi.

“Hadi moruk. Bir haftadır odadan çıkmıyorsun, sürekli uyuyorsun. Biraz hareket edelim. Sebastian denen şu adamın deposuna gideceğiz. Bize satmamız için mal verecekler. Bakarsın o salak adamlar görmeden birkaç paket mal da cebe atarız ha? Ne dersin?”

3
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
6 Yorum konuları
2 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
4 Yorum yazarları
Çalı KuşuMert CANBAZKara pencemustafa Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Roman niteliği kazanabilecek bir alt yapıya sahipti kuşkusuz, başarılar…

Kara pence
Üye

Fevkalade

Kara pence
Üye

Muhteşem

mustafa
Üye

Teşekkürler yazınız güzel olmuş.

Kara pence
Üye

Harika