Yeni yazısına başlamak için kağıdı önüne aldı. Kırk iki yaşındaydı. Güzel bir eşi ve üç küçük çocuğu vardı. Yazmak onun işi idi. Genellikle Bilim Kurgu türünde romanlar yazsa da, Korku türünde yazılmış romanları da vardı.

İşte o gün de büyük bir heyecan içinde yazmak için masasının başına geçmişti. Yazmak onun için çok büyük bir tutkuydu. Küçüklüğünden beridir yazardı. Sanki yazmak için doğmuştu. Dünyayı istila eden robotları konu alan bir roman yazmak istiyordu. Masanın kenarında yeni yazacağı romanı ile ilgili taslaklar vardı. Artık hazır olduğunu düşündü. Kafasında yazmak istediği kitabı çoktan oluşturmuştu. Büyük bir heyecan içinde yazmaya başladı.

Yazı yazmak -bir de  roman yazmak- çok da kolay bir şey değildir. Yazar da sürekli durmak, düşünmek ve bir çok cümleyi silip tekrardan yazmak zorunda kalıyordu. Arada bir duruyor ve kafasındakileri kelimelere dökmeye çalışıyordu.

Romanın karakteri sağlam bir karakterdi. Pes etmeyi bilmeyen, kahraman ruhlu bir karakterdi. Karakterine henüz bir isim bulamamıştı. Romanı yazdıktan sonra karakterini isimlendirmeyi ve romanı ona göre tekrar düzeltmeyi düşündü. Böylece tekrardan bir romanının üzerinden geçecek ve yanlışlarını düzeltme fırsatı yakalayacaktı.

Romanının üçüncü sayfasına gelmişti ki bir telefon geldi. Arayan babasıydı. Annesini acil olarak hastaneye kaldırmışlardı.

Yazar, annesine çok düşkün bir insandı. Küçüklüğünden beridir en büyük korkusu annesini kaybetmekti. Hemen kalemini bir kenara bırakıp üzerine bir şeyler giydi ve dışarı fırladı. Arabasını hastanenin otoparkına park etti ve annesinin kaldığı odaya çıktı.

Çok şükür ki annesi iyiydi. Ailesini korkuttuğu için çok üzülmüştü ama yaşlılıktı işte! Yazar büyük bir rahatlama ile annesinin yatağının yanındaki koltuğa oturdu. Babasına, gece kendisinin kalmak istediğini söyledi. Annesi küçük bir kalp krizi geçirmişti. Birkaç gün gözetim altında tutulacaktı. Babası bu teklifi kabul etmeye pek yanaşmasa da sonunda razı oldu. Neticede o da çok yaşlanmıştı ve böyle bir koşuşturmayı kaldıramazdı.

Gece annesi bir kalp krizi daha geçirdi. Acil olarak ameliyata aldılar. Ameliyat sabaha kadar sürdü. Yazar sabaha kadar gözünü kırpmadı ve ameliyathanenin kapısında annesini bekledi. Kötü haberi sabaha karşı, saat beş sıralarında aldı. Annesi yaşam savaşını kaybetmişti. Öncelikle duyduklarına inanmak istemedi. Bu kötü bir şaka olmalıydı! Ama ne yazık ki kimse şaka yapmıyordu! Gerçekler sert bir kaya gibi yüzüne çarptığında göz yaşları, tıpkı inci taneleri gibi dökülmeye başladı. Babasına da haber verdi. Annesinin morgda bir gün bekletilmesini istedi. Zira bir günde bu kadar çok acıyı kaldıramayacaktı.

Eve döndü ve masasına oturdu. Önüne yeni bir kağıt aldı ve yazmaya başladı. Bu onun Dram türünde ilk hikayesi olacaktı.

5
like
2
love
0
haha
0
wow
1
sad
0
angry
9 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
8 Yorum yazarları
Nasibe AvcıMaydoganReha KarakayaKasim ekimresmiye kar Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
onur.tskn
Üye
onur.tskn

Hikaye içinde hikaye yazmak, dahice! 🙂

Nasibe Avcı
Üye

Çok güzel hoş.emeğinize sağlık

Maydogan
Üye

Elinize sağlık

Reha Karakaya
Yazar

başarılı bir yazı elinize sağlık.

Kasim ekim
Üye

Guzel bir anlatim yolu gercekten